Son Güncelleme Tarihi : 12.03.2014
Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi :
Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı : -
SUÇTAN KAYNAKLANAN MAL VARLIĞI DEĞERLERİNİN AKLANMASININ ÖNLENMESİ
27/02/2014 tarih ve 28926(Mükerrer) S.R.G. de yayımlanan 15/02/2014 tarih ve 6524 sayılı kanunun 39. maddesi ile 6087 sayılı kanuna eklenen Geçici Madde - 4 ile yürürlükten kaldırılmıştır.
T.C.
HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU
Sayı : B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-138-2011 18/10/2011
Konu : Suçtan kaynaklanan mal varlığı
değerlerinin aklanmasının önlenmesi
GENELGE
No: 13
Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçuna konu edilen öncül suçlar, bireysel olarak ya da çoğunlukla terör ve organize suç örgütleri tarafından işlenmektedir.
Bu suç örgütleri, kanunlara aykırı biçimde haksız menfaat veya yüksek kazanç sağlamak amacıyla ulusal ve uluslararası düzeyde organizasyon oluşturarak bir kısım kamu görevlilerini de örgüt içerisine almak suretiyle göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti, silah veya tarihî eser kaçakçılığı, çek-senet tahsilatı, zorla borç senedi imzalatmak, dolandırıcılık ve rüşvet gibi suçları işleyerek kamu düzenini ve huzurunu ihlâl etmektedirler. İşledikleri bu suçlardan elde ettikleri mal varlığı değerlerini, meşru bir yolla kazandıkları hususunda kanaat uyandırmak suretiyle sosyal hayata, iktisadi ve mali düzene zarar vermekte, ayrıca suç işlemenin kazanç elde etme açısından cazip bir yol olarak görülmesine sebep olmaktadırlar.
Ulusal ve uluslararası düzeyde ülkelerin mali ve ekonomik kaynaklarını tehdit eden aklama suçuyla mücadele edebilmek için suç gelirlerinin izlenmesi ve ele geçirilmesi ile suç örgütlerinin üst düzey yöneticilerinin yakalanması konusunda azamî çaba gösterilmesi gerekmektedir.
Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanmasının önlenmesi, suçtan elde edilen gelirin niteliğinin değiştirilmesi ve gizlenmesi ile suç işleyenlerin kanunlarla öngörülen cezalardan bu yöntemler kullanılmak suretiyle kaçmasına fırsat verilmemesi, suç gelirlerine el konulması ve müsaderesi için uluslararası örgütler tarafından çeşitli hukuki düzenlemeler yapma yoluna gidilmiş olup, bu alanda düzenlenen başlıca sözleşmeler arasında yer alan "Uyuşturucu ve Psikotrop Maddeler Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (Viyana Sözleşmesi)", "Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (Palermo Sözleşmesi)" ve "Suçtan Kaynaklanan Gelirlerin Aklanması, Araştırılması, Ele Geçirilmesi ve El Konulmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi (Strazburg Sözleşmesi)" ile "Birleşmiş Milletler Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme" ülkemiz tarafından onaylanarak iç hukukumuzun bir parçası hâline gelmiştir.
Ayrıca, G-7 ülkelerinin Temmuz 1989 tarihinde gerçekleştirilen zirve toplantısında kurulan, çalışmalarına OECD bünyesinde devam eden ve ülkemizin 1991 yılında üye olduğu Mali Eylem Görev Grubu (Financial Action Task Force-FATF) tarafından aklama suçuyla mücadeleye ilişkin ulusal hukuk sistemlerinin güçlendirilmesi ve ülkeler arasında iş birliğinin tesisini sağlamak amacıyla yayımlanan 40 Tavsiye Kararı ve 9 Özel Tavsiye Kararı ile üye ülkelerin aklama suçu ve terörizmin finansmanının önlenmesi konularında izlemesi gereken kurallar belirlenmiştir.
Avrupa Birliğinin çeşitli belgelerinde de konu ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. 2005/60 sayılı Karapara Aklama ve Terörün Finansmanı Amacıyla Mali Sistemlerin Kullanılmasının Önlenmesine Dair AB Direktifi, 2001/500 sayılı Suçtan Kaynaklanan Gelirlerin ve Araçların Aklanması, Tespiti, İzlenmesi, Dondurulması, Elkonulması ve Müsaderesine Dair Konsey Çerçeve Kararı, 2005/212 sayılı Suçtan Kaynaklanan Gelirlerin, Araçların ve Malvarlıklarının Müsaderesine Dair Konsey Çerçeve Kararı ve 98/699 sayılı Suçtan Kaynaklanan Gelirlerin ve Araçların Aklanması, Tespiti, İzlenmesi, Dondurulması, Elkonulması ve Müsaderesine Dair Ortak Eylem Kararı bunlara örnek olarak gösterilebilir.
Öte yandan, mevzuatımızda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesinde suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçu düzenlenmiş, 54 ve 55 inci maddelerinde eşya ve kazanç müsaderesine, 60 ıncı maddesinde ise tüzel kişiler hakkında uygulanacak güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 43/A maddesinin birinci fıkrasında, 5237 sayılı Kanunun 282 nci maddesinde tanımlanan suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunun, bir özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcisi ya da organ veya temsilci olmamakla birlikte bu tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi tarafından, tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi hâlinde, ayrıca tüzel kişiye de idari para cezası verilebileceği,
Örgütlü suçlarla, daha etkin mücadele edilebilmesi için de, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinde taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma, 133 üncü maddesinde şirket yönetimi için kayyum tayini, 135 inci maddesinde iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması, 139 uncu maddesinde gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, 140 ıncı maddesinde de teknik araçlarla izleme yöntemlerine başvurulabileceği,
11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunun 17 nci maddesinde, aklama ve terörün finansmanı suçunun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunan hâllerde 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesindeki usule göre mal varlığı değerlerine el koyulabileceği,
26/6/2009 tarihli ve 5918 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle yapılan değişiklikle suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunun, 5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine ilave edilerek bu suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla açılan davaların Ceza Muhakemesi Kanununun 250 nci maddesi uyarınca görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinde görüleceği,
Aynı Kanunun 251 inci maddesinde ise, görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile 250 nci madde kapsamına giren suçlarda soruşturmaların, bu suçların soruşturma ve kovuşturmasında görevlendirilen Cumhuriyet savcılarınca bizzat ve doğrudan yapılacağı,
hususları düzenlenmiştir.
Ayrıca, 5549 sayılı Kanunun "Kararların bildirimi" başlıklı 18 inci maddesinde; "(1) Aklama ve terörün finansmanı suçundan dolayı yapılan soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya düzenlenen iddianame, kovuşturma sonucunda verilen hüküm ve bu Kanunun 17 nci maddesine göre verilen elkoyma kararının bir örneği izleyen ayın sonuna kadar ilgili Cumhuriyet savcılıkları ve mahkemelerce Başkanlığa gönderilir."
3/7/2007 tarihli ve 2007/12454 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen Aklama Suçu İncelemesi Hakkında Yönetmeliğin "Cumhuriyet savcılığının talebi" kenar başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Cumhuriyet savcısı, suçtan gelir elde edildiğine ve söz konusu gelirin aklandığına dair ciddi emarelerin varlığı ve konunun ihtisas gerektirmesi halinde Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'ndan, aklama suçunun işlendiği hususunda olguların varlığının tespitine ilişkin talepte bulunabilir."
"Savcılık koordinasyonunda çalışma" kenar başlıklı 8 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Cumhuriyet savcısı tarafından gerek görülmesi halinde, denetim elemanı görevlendirilerek incelemeler, Cumhuriyet savcısının koordinasyonunda yürütülür."
hükümleri yer almaktadır.
Bu itibarla;
Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanmasının önlenmesi, bu suçla daha etkili ve kararlı mücadele edilebilmesi, suç faillerinin yakalanması, bağlantılarının ortaya çıkarılması, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerine el koyulabilmesi ve müsaderesi, hak ve alacaklarına tedbir konulabilmesinin temini ile soruşturma sürecinde ilgili kurumlarla iş birliği ve koordinasyonun sağlanması amacıyla;
1- Soruşturmaların kolluk makam ve memurlarıyla gerekli koordinasyon sağlanmak suretiyle bizzat Cumhuriyet başsavcıları veya görevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları tarafından yürütülmesi; suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin, yurt dışına çıkarılıp çıkarılmadığı veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla çeşitli işlemlere tabi tutulup tutulmadığının araştırılması, soruşturulması, şüphelinin tüm mal varlığının tespit edilmesi,
2- Cumhuriyet savcıları tarafından intikal ettirilen konuları incelemek ve aklama suçunun tespitine ilişkin talepleri yerine getirmenin Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığının görevleri arasında bulunduğu hususunun gözetilerek bu suça ilişkin ciddi emarelerin varlığı ve konunun ihtisas gerektirmesi hâlinde, Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı ile gerekli iş birliği sağlanarak, suçun işlendiği hususunda olguların tespitine ilişkin talepte bulunulabileceğinin, bu kapsamda gerek görülmesi hâlinde denetim elemanı görevlendirilmesinin talep edilmesi ile yapılacak incelemenin Cumhuriyet savcısının koordinasyonunda yürütülebileceğinin bilinmesi,
3- Bu suçla etkili bir şekilde mücadele edebilmek için Kanunda öngörülen el koyma, şirket yönetimi için kayyum tayini, iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması ile teknik araçlarla izleme gibi yöntemlere başvurulabileceği hususunun göz önünde bulundurulması,
4- Bu suçun uluslararası boyutunun ortaya çıkarılabilmesi için, 4208 sayılı Kanunun 10 ve 11 inci maddeleri ile 15/9/1997 tarihli ve 23111 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kontrollü Teslimat Uygulaması Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelikte düzenlenen kontrollü teslimat uygulamasına işlerlik kazandırılması,
5- Aklama veya terörün finansmanı suçunun işlendiğine dair ciddi şüphelerin mevcut olması ya da yapılan araştırma ve inceleme sonunda aklama suçunun işlendiği hususunda olguların varlığının tespiti durumunda Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre gerekli işlemler yapılmak üzere konunun ilgili Cumhuriyet başsavcılığına intikal ettirilmesini müteakiben yapılacak soruşturmada, konunun uluslararası boyutunun ihtiyaç göstermesi ve Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından yurt dışından bilgi ve belge istenmesi hâlinde, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü kanalıyla yurt dışındaki adli makamlardan "Cezaî Konularda Adli Yardımlaşma" çerçevesinde bilgi ve belgelerin istenmesi,
6- Konunun Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığınca intikal ettirilip ettirilmediğine bakılmaksızın, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçu ve terörün finansmanı suçundan dolayı yapılan soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya düzenlenen iddianame, kovuşturma sonucunda verilen hüküm ve 5549 sayılı Kanunun 17 nci maddesi uyarınca verilen el koyma kararının bir örneğinin izleyen ayın sonuna kadar ilgili Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemelerce Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına gönderilmesi,
7- 5271 sayılı Kanunun 250 nci maddesi gereğince görevli Cumhuriyet başsavcılığınca bu madde kapsamındaki suçlara yönelik olarak başlatılan soruşturmalarda bu suçun, örgütlü olarak işlenebilme ihtimalinin her zaman göz önünde bulundurulması, örgütsel birliktelik olmaması hâlinde ise suça ilişkin evrakın ilgili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmek üzere tefrik edilmesi,
8- Suçun tespitine ilişkin olarak Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına talepte bulunulduktan sonra yetkisizlik veya görevsizlik kararı verilmesi durumunda Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına bilgi verilmesi,
9- Suçun tespitine ilişkin Malî Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına yapılan taleplerde; soruşturma evrakı kapsamında bulunan soruşturma konusu olaya ve kişiye dair aklama suçu araştırma ve incelemesinde önem arz eden gerekli belgelerin (ifade tutanakları, iletişim tespit tutanakları, mal varlığı araştırması ve tespitine yönelik belgeler gibi) onaylı birer suretinin de taleple birlikte Başkanlığa iletilmesi
konularında gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi hususunun Genel Kurulun 30/9/2011 tarihli ve 279 sayılı kararı ile tüm teşkilata duyurulmasına karar verilmiştir.